Beyitler

 

BENİM EFENDİM

 

Mürşidin sükutu ibret doludur,

Hali hareketi hikmet doludur,

Manevi sofrası sohbet doludur,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Sohbet başlayınca muhabbet olur,

Müridde zerafet nezaket olur,

Bulunduğu meclis bir cennet olur,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Mübarek sözleri inci tanesi,

Cennet bahçesine dönmüş hanesi,

Yanında kalmanın olsa çaresi,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Aybastı ilçesi Pelitözü’nde,

O Yüce Mevla’nın aşkı özünde,

Peygamber sevdası, nuru gözünde,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Sabır abidesi, engin gönüllü,

Tebessüm, hoşgörü açtırır gülü,

Vakarlı bakışı yeşertir çölü,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM

 

Erenler ahlakı ihlası âlî,

Sahabi önderler kutlu emsali,

Halife Hazreti Osman misali,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Muhterem Efendim ince duygulu,

Büyüğe, küçüğe sevgi, saygılı,

İstikamet üzre, edep görgülü,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Veliler Halkası Sana gelince,

Ağladın, düşündün inceden ince,

Nurunla ışıdı, ısındı gece,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Mürşid-i Kamilin açtığı yoldan,

Sebat et dersine çalış dört koldan,

Keramet umulmaz ihlaslı kuldan,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

Bir sebep olsa da evine varsam,

Yanan yüreğimi feyziyle sarsam,

Gönülden gönüle vuslata ersem,

Bir başka güzeldir Benim EFENDİM.

 

GÖNÜLLER SULTANI DURSUN EFENDİM

 

İhlası, takvayı düstur edindin,

Ümmetin derdiyle daim dertlendin,

Evlatların mutlu olunca sevindin,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Bir baba şefkatiyle üzerimize titrersin,

Nefsine, şeytana uymayanı seversin,

Gönülleri gül nazarınla fethedersin,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Sünnetten zerre miktar ayrılmadın,

Kusurlarımıza bakıp bize darılmadın,

Azimet varken ruhsata sarılmadın,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Peygamber vekili Mürşidi Kamil,

Önümüzde delilsin ilmiyle amil,

Ali himmetin tüm ümmete şamil,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Silsileyi Aliye’deki tüm Şeyhleri,

Bir görmelisin bu yolda ey kardeşim,

Hepsinin birdir güzel halleri,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

On sekiz bin alemi ve nefsimi,

Fani bildim Şeyhim’de hepsini,

Yok oldum artık unuttum her şeyi,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Salik alınca Şeyhinden dersini,

Atar gönlünden Hakk’tan gayrısını,

Bırakır nefsini, dünya hırsını,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Ebubekir Efendimizin güzel ahlakını,

Devam ettirdi Veliler sohbet halkasını,

Kardeşim bırakma zincirin son halkasını

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Sen, seni sevdiğinle bil kardeşim,

Seven sevdiği ile beraberdir kardeşim,

Aşık için ıraklar yakındır kardeşim

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Aman ha uyanık ol her daim,

Nefsini yen ol istikamette kaim,

Hakk’ın müjdesidir ol Cennet’ül Naim

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

İhvanların hep ihlaslı olsun,

Gönüller ilahi aşkınla dolsun,

Silsileyi Aliye’de son kolsun,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Çorum’lu Pirimiz gibi deriz,

Bir bedende iki can olmaz,

Bir gönülde iki yar olmaz,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Biyat edince huzurda Size,

Ruhunuz geldi misafir bize,

Devreden çıktık tabiyiz Size,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Mevlamın nuru Sana akmış,

Akıbetim ateşi aşkında yanmakmış,

Hakk, Size, Elest’te hususi bakmış,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Nur Nebi’nin beyanı veçhile derim,

Mü’minin firasetinden korkun kardeşim,

Onlar Allah’ın nuruyla bakarlar bilirim,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Tarikat, Hakk’a giden vuslat yoludur,

Nakşibendiye’nin Halidiye koludur,

Canımızın Canı Peygamber vekilidir,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Mürşid gönlü vuslat kapısıdır,

Esmayı Hüsna çevresi yapısıdır,

Sünnete ittiba cennet tapusudur,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Nakşibendi Şeyhlerinin tamamı,

Bir nazarla oldurur hepsi adamı,

Vuslat yolunun Seninle gelir devamı,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Başka yollarda verilen nihayette,

Nakşibendi Yolu’nda verilir bidayette,

Himmet eyle daim olalım hidayette,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Süse şatafata hiç kaçmadın,

Kerametin orta yere saçmadın,

İstikamet dedin, sünnetten ayrılmadın,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

İki Cihana nurunuz yayılsın,

Dilerim herkes sizi tanısın,

Sizi gören vuslata ersin,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Size bende olmak en büyük sermayem,

Bu kapıya kıtmir olabilmek gayem,

Sadakatle kapınızda kalmak payem,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Nakşibendi Şeyhleri sevgi elçileri,

Zikrullahı gönüle nakşetmek işleri,

Hakk’tan halka inen el her biri,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

Mahşer meydanında bırakma bizi,

Sırat Köprüsü’nden geçir bizi,

Mahkemeyi Kübra’da an bizi,

Gönüller Sultanı Dursun Efendim.

 

GEL EFENDİM GÜL EFENDİM

 

Biz unutsak Sen unutma,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

Yâd ellere bizi atma,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

Ömür gelip geçti boşa,

Yorulmuşum koşa koşa,

Selam verip dağa taşa,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

Gözüm gönlüm daldı gider,

Aklım fikrim soldu gider,

Aşkın kalbe doldu gider,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

Hakk’a varan yollar Senin,

Bahçemizde güller Senin,

Gözümdeki seller Senin,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

Tükenmeyen bir himmetle,

Müjdeleyip ol cennetle,

Sevgi ile muhabbetle,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

Hayalimde ve düşümde,

Geziyorsun görüşümde,

Bize uğra dönüşünde,

Gel EFENDİM Gül EFENDİM.

 

GÜL YÜZLÜ EFENDİM

 

Gül Yüzlü Efendim edince sükût,

Kemali edeple örnek oluyor.

Kalplerden silinir kararan bulut,

Yanına ulaşan huzur buluyor.

 

Efendim konuşsa dinler melekler,

Çimenler yeşerir açar çiçekler,

Acılar son bulur güler dilekler,

İçime mutluluk sürur doluyor.

 

Hal ehli kullarla âlemi gezer,

Kalplerde uçuşur gönülde gezer,

Sabrı tevekkülü tesbihe dizer,

Nefis köreldikçe gurur ölüyor.

 

Aşılmaz dağlara tırman aş da gel,

Geçilmez çölleri yürü koş da gel,

Âşık ol damlalar gibi coş da gel,

Bu kulluk payesi onur oluyor.

 

CANIMIN CANANI DURSUN EFENDİM

 

Salikin dizgini Mürşid elinde,

Bırak kendini bu sevgi selinde,

Hakk’ın rızası bu vuslat yolunda,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Yok olalım önce, nefsimiz sussun,

Çıkalım devreden Hakikat konuşsun,

Öyle tabi olalım ki varlığımız O’nda erisin,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Ölü kalpler zikirle can bulsun,

Hatimlerde, dualarda gönüller bir olsun,

Sevginiz, aşkınız tüm kalplere dolsun,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Hafız Efendimiz müjdeledi Sizi,

Size ‘Heze Şeyhül Ekber’ dedi,

Aşkınızla taltif edin hepimizi,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

İlahi aşk ateşine sizinle yandık,

Füyuzat, rahmet nuruna boyandık,

Muhabbet suyuna sizinle kandık,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

On sekiz bin alem tepsi gibi önünde,

Hakk’tan verilen bu tasarruf elinde,

Mevla’m kılmış alemleri hükmünde,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Candan sadık mürid Şeyhini yanında bilir,

Şeyhini gah ayağına getirir, gah ayağına gider,

Hep ona göre adaplı ve hayalı davranır,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Nefsini firavundan yüz kat eşed görmeyen,

Zerre miktar yol alamaz, onu yenmeyen,

Umulmadık anda zelil olur nefsini beğenen

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Ey nefsim, bildiklerin var idi ise,

Neden vuslata eremedin daha önce,

Geçmişini silip tabi olan, erer hemence,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Nefsi emmare firavundan bin beter,

Sadık ihvana yokluk, teslimiyet yeter,

Mürşidin nazarı kömürü elmas eder,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Hace Alaüddin Attar Efendi buyurdu,

Vuslat yolunda cüz’i ilminden geçmeyen,

Külli ilim ummanına asla eremedi,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

İradeni Hakk’ın iradesinde yok et salik,

Kudretini Hakk’ın kudretinde yok et salik,

Nefsini Hakk’ın pazarında yok et salik,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Gel uyan artık, nefsim sen de şimdi,

Bütün bildiklerini unut hemen şimdi,

Şeyhinin dediklerini tut haydi şimdi,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

HACI DURSUN EFENDİM

 

İçimizden biri gibi,

Hacı Dursun Efendi,

Bulundu hizmet ehli,

Pir kemali edepli.

 

Aybastı’nın Pelitözü,

Alevledi küllü közü,

İlim, irfan, hikmet sözü,

Yüreğimin yandı özü.

 

Tesbih tesbih nakışları,

Hikmet dolu bakışları,

İniş olur yokuşları,

Yaza döner hep kışları.

 

Müridine muhabbeti,

Sevindirmek saadeti,

Gözetiyor adaleti,

Çok seviyor meşvereti.

 

Müridinden gayret ister,

Varlığından hizmet göster,

Kardeş sen de tut elinden,

Hiç değilse hürmet göster.

 

Üç yıl oldu tanışalı,

Bir gün oldu konuşalı,

Ne oldu ki görüşeli,

Bırakmıyor beni eli.

 

Ömür kısa, yollar uzun,

Ne de olsa ölüm sonun,

Ameline değil Allah,

İhlasına bakar kulun.

 

Daha güzel günler gelir,

Ne verirse Allah verir,

Biz kulluk yaptıktan sonra,

Önümüzde dağlar yürür.

 

Vakıf kurar, davet eder,

İhvanına himmet eder,

Dergilerle, kitaplarla,

Hizmetleri ziynet eder.

 

Usta’ya çırak ol sen de,

Sultan’a bende ol sen de,

Yarın ahiret gününde,

Şefaate ulaş sen de.

 

HOŞGELDİNİZ EFENDİM

 

Geldiniz bizlere şeref verdiniz,

Onulmaz derdimiz dermana döndü,

Gelince millete selam verdiniz,

Aşkımız damlaydı ummana döndü.

 

Ayak bastın değer verdin bizlere,

Kalpten şükranımız sonsuz sizlere,

Neşe oldun sevinç oldun gözlere,

Kışımız bahara nisana döndü.

 

Nasihat eyledin bizlere nazar,

Açılmış sofrası manevi pazar,

Bu gece melekler hep sevap yazar,

Günahlar tevbeye Rahman’a döndü.

 

Aylar geçti, bekler olduk yolunu,

Doldurdu muhabbet koca salonu,

Bitsin istemeyiz sohbetin sonu,

Gelişin gidişin destana döndü.

 

Gözümüzde güller açar gelince,

Bahçemizde güller gülünce,

Melekler de ortak olur sevince,

Evimiz bir kutlu mekâna döndü.

 

Yoluna girene eylersin himmet,

Sözünü dinlemek huzur saadet,

Yanında bulunmak bir büyük devlet,

Her anın mübarek zamana döndü.

 

Göründü semanın nuru göründü,

Geceye ilahi rahmet büründü,

Meleksi ruhlarla arşa yüründü,

Hakk’ın mağfireti ummana döndü.

 

Efendimiz gelmiş dervişi süzer,

Hal hatır sorarak kalplerde gezer,

Gönülden gönüle nasihat eder,

Dinleyen kemale irfana döndü.

 

Getirdik Rasul’e salatü selam,

Başı da sonu da hikmetli kelam,

Zikrinle gönülde yok oldu âlem,

Dünya gözümüzde yalana döndü.

 

Kardeşlerin için ömrünü verdin,

Kurumuş çöllerden çiçekler derdin,

Gözümüz önüne himmetin serdin,

Bu lütuf Allah’tan ihsana döndü.

 

Gönlümüzde tahtsın Sultan Efendim,

Kalbimiz yolunda kurban Efendim,

Canımızda cansın Canan Efendim,

İlçemiz cennete ümrana döndü.

 

Efendim bizlere geldi misafir,

Çektiğince verilir kula ecir,

Peygamber dostları Ensar Muhacir,

Kalbimiz gönlümüz Sultan’a döndü.

 

MÜBAREK EFENDİM

 

Açılmış gönlümde sevda çiçeği,

Mevla’ya sunulur bütün dileği,

Beş vakit namazda bağlı yüreği,

Hep O’na yönelmiş zaman içinde.

 

Mübarek Efendim bağlı sünnete,

Kavuşmuş manevi aşka, nimete,

Öyle haslet var ki, layık hürmete,

Rasulü’nden kutlu ferman içinde.

 

İhvana bakışı etkisi başka,

Ocakta semaver geliyor aşka,

Hatimde yanında olsaydım keşke,

Bir hikmet deryası umman içinde.

 

Teslimiyet, yokluk olmuş düsturu,

Kimsede aramaz olmuş kusuru,

Savaşarak yenmiş nefsi, gururu,

Kalmış ilim, hikmet, irfan içinde.

 

Manevi terbiye, töresi güzel,

Meclisi, çevresi, yöresi güzel,

Dertlere devası, çaresi güzel,

Cevheri yaşıyor iman içinde.

 

PİR’İM HACI DURSUN ŞEYH-İ AYBASTİ

 

Varınca huzura, bağlandım Şah’a,

Girince yola, cennet oldu vaha,

Götürdü bizleri Rasulullah’a,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Zahirde halk ile, batında Hakk ile,

Yolumuzda muhabbet sohbet ile,

Gören velayet bulur aşkın ile,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Vekalede yalnız Allah’a tapılır,

Sohbet halkasında zikirler yapılır,

Gül yüzünü gören aşkına kapılır,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Cahil alim olur, nur sohbetinle,

Kömür elmas olur, tasarrufunla,

Eşkıya evliya olur, gül nazarınla,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Allah’ı, Rasul’ü bize sevdirir,

Nefsi emmareyi bize yendirir,

Bir nazarıyla talibi erdirir,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Kusur aramaz hiç kardeşinde,

Pişirir talibi aşk ateşinde,

Alemler hükmünde, tasarrufunda,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Derdi tasası Muhammed Ümmeti,

Bütün alemlere şamil himmeti,

Talim eder hakikati, hizmeti,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Başka yollarda verilen en sonda,

En başta verilir Nakşibendi yolunda,

Silsileyi Aliye’nin otuz dokuzuncusunda,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Hafız Özcan eyledi böyle ferman,

Ardından mesrur oldu cümle ihvan

Silsile’de böyle yazıldı namın,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Hakk’tan alıp halka veren elsiniz,

Rasul’e ittibada temsilsiniz,

Veliler Halkası’ndaki son kolsunuz

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

Vuslata ermek için sen de bağlan,

Kitapta yazmayanı O’ndan öğren,

Ahiret gözüyle dünyayı gören,

Pir’im Hacı Dursun Şeyh-i Aybasti.

 

SULTANIM SEVİNDİ

 

Sevgimi söyledim bahçeye bağa,

Bülbüller sevindi, güller sevindi.

İbret ile baktım buluta dağa,

Irmaklar sevindi, göller sevindi.

 

Fezaya yolculuk başladı akın,

Sevgini nefsinden herkesten sakın,

Mesafe kısaldı uzaklar yakın,

Yolcular sevindi, yollar sevindi.

 

Şeytanın şerrinden sen bizi koru,

Rabbimin lutfuyla aşarsın zoru,

Şöyle üfleyince ateşi koru,

Dumanlar sevindi, küller sevindi.

 

İlahi rahmetle esince yeller,

Aşk ile gözlerden akınca seller,

Kalbiyle gönlüyle duada eller,

Dilekler sevindi, diller sevindi.

 

Sevine sevine huzura vardım,

Yanına gelince huzura erdim,

Şu fani dünyada kalmadı derdim,

Sultanım sevindi kullar sevindi.

 

SULTANIM EFENDİM

 

Hikmetli sözleri candan, gönülden,

Kokular yayılır, kırmızı gülden,

İbretli bakışı feyze dönüşür,

Nezaketi daha nazik sümbülden.

 

Bağlamış şeytanı, nefsi, benliği,

Sağlamış içinde tatlı birliği,

Pir’leri her işi yoluna koymuş,

Marifet yolunda düzen, dirliği.

 

Görev verir, değer verir herkese,

Hiç ayrılmaz sadık kalır merkeze.

Hizmetler artarak kemale erer,

Güzel güzel devam eder Silsile.

 

Sultanlar Sultanı severdi Sizi,

Feyzi İlahi’den ayırma bizi,

Kimi Ömer, kimi Ali ve Osman,

Tabiyatı Ebubekir misali.

 

Biyat edenleri hemen kaydettin,

Vakit kaybetmeden ziyaret ettin,

Bayrağı yükselttin kaldığı yerden,

Gece gündüz ne gayretler sarfettin.

 

Yanında pervane Eski Büyükler,

Zikir meclisinde yerler ve gökler,

Tek başına taşınması imkansız,

İmdada yetişir Büyük Melekler.

 

Beldeler şehirler nurunla doldu,

Tebliğini alanlar murad aldı,

Himmet ettin Ümmeti Muhammede,

Hafız Efendim’in ruhu şad oldu.

 

Yolunda kıtmirim Sultan Efendim,

Canım hizmetinde Kurban Efendim,

Şefaat et, himmet et bizlere hep,

Allah’a vuslatta, Burhan Efendim.

 

YEDİVEREN GÜLE DÖNDÜM

 

Zikir ile fikir ile,

Yandı gönül feyiz ile,

Gitti benlik sohbet ile,

Gireli ben kutlu yola.

 

Pir’imin tatlıdır sözü,

Gül bahçesi O’nun yüzü,

Dirildi gönül gözü,

Olalı aşık o Yar’e.

 

Çiçek açan dala döndüm,

Şeker şerbet bala döndüm,

Yediveren güle döndüm,

Düşeli ben bu sevdaya.

 

GÖNÜLLER SULTANI’NA

 

Aşk tadından tad aldık,

Bir niyazdır edelim.

Gelin biz de gidelim,

Sohbetler meydanına.

 

Aşka düştüm yanarım,

Ben yârimi anarım,

Bölüşelim feyzini,

Gidelim harmanına.

 

Derviş daim şükreyler,

Yaradanı zikreyler,

Ayrılmaz hiç emrinden,

Uyalım fermanına.

 

Sevdalandım aşkına,

Varamadım farkına,

Gönül düştü derdine,

Muhtacız dermanına.

 

Himmet eyle bizlere,

Işık olsun gözlere,

Hikmet dolu sözleri,

Hayranız irfanına.

 

Sevgi dolu can gerek,

Açılıyor gül çiçek,

Kapında ağlayanı,

Kavuştur cananına.

 

Yorulduk koşa koşa,

Yaz bahar geçti boşa,

Sonbahara hamdolsun,

Katıldık kervanına.

 

Gelmişiz muhabbete,

Dağıtılan şerbete,

Rahmetinle eriştik,

Hayranız seyranına.

 

Ben memnunum derdimden,

Fena buldum kendimden,

Yokluğuna bezendim,

Himmet et kurbanına.

 

Yanıyorum hastayım,

Avareyim boştayım,

Al götür beni rüzgâr,

Gönüller Sultanı’na.

 

Bana bir şey söylemen,

Beni burada eylemen,

Beni çabuk iletin,

Canımın Cananı’na.

 

SULTANLAR SULTANI DURSUN EFENDİM

 

Nefsim ölü, zifiri karanlık,

Mübarek Efendim sönmez ışık,

Yansın ışık, gitsin karanlık,

Budur işte sonsuz aydınlık.

 

Evvelce uçurumun kenarındaydım,

Zulmetten nura sizinle çıktım,

Dalaletten hidayete ulaştım,

Füyuzat, rahmet suyuna daldım.

 

Önceleri hep nefsime aldandım,

Tanıyınca sizi hemen bağlandım,

Mübarek aşkınıza su gibi kandım,

Aşkınızın boyasıyla boyandım.

 

Mübarek Efendimin gönlü dağlardan yüce,

Sırlar ayan olur, kendinden geçince,

Geçtim zulmeti, himmet eli gelince,

Sultanlar Sultanı Dursun Efendim.

 

Dursun Efendim sevgi ummanı,

Nazarı hasta gönüllerin dermanı,

Sohbeti diriltir ölü ruhları,

Bayram içinde bayramdır bakması.

 

Gel gidelim biz de şimdi Şah’a,

Halimizi, yaralarımızı O’na beyana,

Yok olup eriyelim mübarek aşkında,

Himmet eylesin, erdirsin bizi vuslata.

 

GÖNÜLLER TABİBİ SULTAN EFENDİM

 

Zahirimiz halkla beraber bizim,

Batınımız Hakk’la beraber bizim,

Dünya ile dostluğumuz yok bizim,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Mürşidin huzurunda edeple otur,

Boyun bük sessizce gönlünü kur,

Bu kapıda tüm müşküller hallollur,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Cahilin karşısında ol bir duvar,

Kalpten masivayı zikirle çıkar,

Mü’min kulun gönlüne Mevla sığar,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Mürşidi Peygamber tayin eder,

Mürşid Peygamber’e vekalet eder,

Hakk’tan alır, halka hizmet eder,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Mürşide bakıp da sıradan belleme,

Uçma, kaçma, keramet bekleme,

Günahına rağmen ayaktasın baksana,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

İhlas ve istikametsiz yol olmaz,

Ucupla, riyayla Mevla bulunmaz,

Mürşide bağlanan yolda kalmaz,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Tevbe Suresi’ndeki fermanı Hakk’ın,

“Ey iman edenler, Allah’tan korkun,

Sadık kullarımla hep beraber olun.”

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Tarikat kapısı yokluk kapısıdır,

Dervişin azığı hiçlik hırkasıdır,

Zikir meclisleri cennet bahçesidir,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Basit yolda giderken bile,

Danışırsın rehbere, bir bilene,

Hakk yolunda bağlan sen de Mürşide,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Mürşidi olmayanın mürşidi şeytandır,

Hakk’ın beyanı veçhile açık düşmandır,

Şeytanın, ihlaslı veli kullara tesiri yoktur, 

 Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Salik ders alınca Şeyhinin ruhu ona gelir,

Mürşid her bir gönülde nöbet bekler,

Nefsi, dünyayı, şeytanı ondan kovar,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Rabıta aşkla nöbet beklemektir,

Zikrullahı kalbe nakşetmektir,

Sadıklık devreden çıkmaktadır,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Sen çık devreden, hakikat konuşsun,

Öyle bağlan O’na ki, nefis aradan çıksın,

Biz O olalım, sevsin bizi Yaradan,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Vekale cennetten bir köşedir,

Şeyhimin sükutu eşsiz sohbettir,

Mübarek nazarları alemlere bedeldir,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Mürşid-i Kamilin huzurunda oturmak,

Dünya ve içindekilerden daha değerlidir,

Manevi sohbetle gönüle hikmet akar,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Fırtınalı karanlık gecede, denizde,

Kılavuz kaptan yol gösterir gemiye,

Tabi ol sen de Mürşid-i Kamile,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Kusurumuz çok, yüzümüz yok,

Gidecek başka kapımız yok,

Hiçlikten gayri sermayemiz yok,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

Ey nefsim gafil olma bu kapıda,

Hakk’a vuslat olur bu kapıda,

Asla ümitsiz olma bu kapıda,

Gönüller Tabibi Sultan Efendim.

 

SEVGİLER SULTANI DURSUN EFENDİM

 

Öyle derdim var ki yorulur sayan,

Kullara kapalı Allah’a ayan,

Rüyamda duamı, sesimi duyan,

Benim hatırımı sorsun Efendim,

Sevgiler Sultanı Dursun Efendim.

 

Gözümüz kararsa yüzümüz solsa,

Çileden içime bir hüzün dolsa,

Derdimi açarım sıkıntım olsa,

Kalbimde iyi ki varsın Efendim,

Sevgiler Sultanı Dursun Efendim.

 

Mutlu insanlara kutlu can gerek,

Mahsun gönüllere açılır çiçek,

Allah anıldıkça canlanır yürek,

Garip sevdalara yarsın Efendim,

Sevgiler Sultanı Dursun Efendim.

 

Meşayıh hırkası emanet Sizde,

Aşkın yanar oldu şu sinemizde,

Mutluluk, muhabbet var oldu bizde,

Rasul’den bizlere nursun Efendim,

Sevgiler Sultanı Dursun Efendim.

 

Hizmet ede ede girdin gözüne,

Kabine nur geldi, feyiz yüzüne,

Kurban olam güzel nurlu izine,

Sevgimiz gül gibi sürsün Efendim,

Sevgiler Sultanı Dursun Efendim.

 

KÂİNATIN KALBİ DURSUN EFENDİM

 

Yıllarca derdime derman aradım,

Bir ustaya çırak ol dediler.

Şehirler aştım menzile varamadım,

Bir kâmil mürşide bağlan dediler.

 

Kâinatın Kalbi Pelitözü’nde,

Nebi’nin talimi, fermanı sözünde,

Şeyhim Hacı Dursun Efendim ile,

Aradığımı buldum ilim irfan denizinde.

 

Önceleri bu dünya bitmez sandım,

Bulunca Usta’yı O’na bağlandım,

Pir’im Hacı Dursun Efendim ile,

Zikir sofrasında aşka bandım.

 

Hasret-i Canan ile aylarca yandım,

Yalnızca Allah’a kulluk andım,

Şeyhim Hacı Dursun Efendim ile,

Füyuzat rahmet suyuna kandım.

 

Mürşidi Kamile aşkla bağlanmak,

Bütün âlemlerden daha değerlidir.

Ders aldıktan sonra sözünü dinlemek,

En kestirme vuslat için elzemdir.

 

Aybastı yolları nurdan döşenmiş,

Sadık ihvan O’nun aşkıyla bezenmiş,

Canımın Canı Dursun Efendim ile,

Kuru çöller bile cennete dönermiş.

 

Heybetiniz Arşı Ala’ya uzanmış,

Sevginiz tüm gönülleri kaplamış,

Sizden ayrı kalmak ateş-i suzanmış,

Canımın Cananı Dursun Efendim.

 

Ayrı değiliz biriz beraberiz,

Sizi daim yanımızda biliriz,

Zahiren de beraber olmak isteriz,

Âşıklar Sultanı Dursun Efendim.

 

Gönüllerin Şahı, Burhan Efendim,

Zikir komutanı Sultan Efendim,

Canımız yolunda kurban Efendim,

Kâinatın Kalbi Dursun Efendim.

 

DERTLERE DERMAN DURSUN EFENDİM

 

İstikamet üzre güder yalnız dava,

Sadık kula ödül Cennet’ül Me’va,

Yanık gönüllere bulunmaz deva,

Canlara canandır Dursun Efendim.

 

Muhatabın anlayışına göre konuşur,

Zihinlerdeki tüm sualler cevap bulur,

Nur sohbetinde müşküller hallolur,

Dertlere dermandır Dursun Efendim.

 

Büyüğe, küçüğe hürmet eder,

Nebi’nin ahlakını temsil eder,

Peygamber yoluna hizmet eder,

Nebi’den fermandır Dursun Efendim.

 

Sohbette bulunmayı ganimet bil,

Derse devam et zikretsin kalp ve dil,

Allah’tan gayrısını gönlünden sil,

Ruhlara gıdadır Dursun Efendim.

 

Yüreğin marazla dolmuş da taşmış,

Şeyhin talimiyle zikretmek ilaçmış,

Mürşide bağlanan dağları aşmış,

Kalplere şifadır Dursun Efendim.

 

Açılmaz kaleler önünde durur,

Şeyhine tabi olan bir yol bulur,

Dikkat et anahtar önünde durur,

Gönüller fatihi Dursun Efendim.

 

TARİKAT

 

Mürşidi Kâmili sevmek ne güzel,

Yokluk ile teslim olmak ne güzel,

Gönlü muhabbetle dolmak ne güzel,

Allah’a vuslatta yoldur TARİKAT.

 

Dünya hırkasını soyunur derviş,

Ahiret tacını giyinir derviş,

Mürşidi Kamile bağlanır derviş,

Allah’a vuslatta koldur TARİKAT.

 

Sohbet meclisinde dizilir saflar,

İhvanlar edeple gönlünü bağlar,

Mürşid konuşunca dağılır puslar,

Allah’a vuslatta dildir TARİKAT.

 

Peygamber Vekili yapar tebliği,

Yüce Mevla için zikir çekmeği,

Rızayı İlahi O’nun dileği,

Allah’a vuslatta güldür TARİKAT.

 

Aşk ile Allah’ı anmak ne güzel,

Mürşidi Kamil’le yanmak ne güzel,

Muhabbet suyuna dalmak ne güzel,

Allah’a vuslatta göldür TARİKAT.

 

Sahra sohbetidir Yüce Seferi,

Gönül ordusunda her bir neferi,

Kapanmaz olur hiç amel defteri,

Allah’a vuslatta daldır TARİKAT.

 

Sevince Allah der sever ihvan,

Nefsini şeytanı yener ihvan,

Her nefeste Hakk’ı anar ihvan,

Allah’a vuslatta haldir TARİKAT.

 

Sevmeyeni sever aşk ehli insan,

Gelmeyene gider yol ehli insan,

Vermeyene verir hal ehli insan,

Allah’a vuslatta eldir TARİKAT.

 

Mevla’yı fikirle meşgul olurlar,

Allah’ı zikirle kalbi yıkarlar,

Nefsi yenmek için fethe çıkarlar,

Allah’a vuslatta seldir TARİKAT.

 

Salik biat eder derse girince,

Mürşidi Kamil’in gider izince,

Cemal’ini görür Hakk’a erince,

Allah’a vuslatta şaldır TARİKAT.

 

Bütün bildiklerini unut önce,

Bu uğurda Şeyhini tut sadece,

Şöyle bir bakıp nazar edince,

Allah’a vuslatta sırdır TARİKAT.

 

Ta Elest Bezmi’ne makable şamil,

Peygamber Vekili Mürşidi Kamil,

Rehberdir salike ilmiyle amil,

Allah’a vuslatta ildir TARİKAT.

 

Nakşibendî yolu Allah’a gider,

Sâlike yokluk ile iman yeter,

Mürid Mürşid ile vuslata erer,

Allah’a vuslatta saldır TARİKAT.

 

Şah-ı Nakşibendî Hakk’tan söz aldı,

Mürşid’e bağlanan salik yol aldı,

Bu yolana girene vuslat verildi,

Allah’a vuslatta yeldir TARİKAT.

 

Mürşid’le sohbetin her bir lahzası,

Bin ömre bedeldir O’nun bakması,

Ölü kalbe şifa sohbet halkası,

Allah’a vuslatta teldir TARİKAT.

 

Sünnet-i Seniyye Rabb’in ipidir,

Mürşidi’nin gönlü Hakk’a kapıdır,

Hakk’tan gayrısını kalpten arındır,

Allah’a vuslatta yoldur TARİKAT.

 

Kul nafile ile Hakk’a yaklaşır,

Teheccüdle gece O’na yalvarır,

Seherde zikirle O’na ulaşır,

Allah’a vuslatta daldır TARİKAT.

 

Allah’ın zikrinden gafil olana,

Melun şeytan musallat olur ona,

Dünyada ukbada rüsvaylık ona,

Allah’a vuslatta maldır TARİKAT.

 

Kusurlara süngeri çeker ihvan,

Ahiret tohumunu eker ihvan,

Din gününde beraat eder ihvan,

Allah’a vuslatta tüldür TARİKAT.

 

İman ve ihlâs kahramanı için,

Farkı yoktur övgü ile yerginin,

Rüzgâr esse tozun almaz erginin,

Allah’a vuslatta roldür TARİKAT.

 

Cehennem narına kimse yanmasın,

Bu dünya fanidir bitmez sanmasın,

Şeytana, dünyaya, nefse kanmasın,

Allah’a vuslatta kale TARİKAT.

 

Gönüllerde iman kalplerde zikir,

Dillerde salâvat ruhlarda huzur,

Vuslat gemisi bu, Allah’a varır,

Allah’a vuslatta menzil TARİKAT.

 

MÜRŞİDİ KAMİLE BAĞLANMAK

Cihanlar sultanı padişah olsan,

Yıllarca mektep medrese okusan,

Marifet ufkuna varmak istersen,

Kamil ustaya çırak olmak gerek.

 

Kitaplarda yazmayanı öğrenmek,

Ahiret gözüyle dünyayı görmek,

Hayat denilen şu tılsımı çözmek,

Kamil Mürşide bağlanmakla mümkün.

 

Şu hayatta yok oldu nice kullar,

Bağlandı alimler açıldı sırlar,

Yüce Mevla’ya giden yollar,

Kamil Mürşidi sevince aşılır.

 

Hazreti Musa yıllarca üstad aradı,

Hazreti Hızır’ı bulunca O’na bağlandı,

O’ndan ilmi ledün sırrını öğrendi,

İlahi hakikatleri hikmeti talim etti.

 

MEVLANA HALİD-İ BAĞDADİ VE HASTA GÖNÜLLERİN TABİBİ

 

Hasta olan kişi tabip arar,

Tüm yaralarını onunla sarar.

 

Bulunca ona halini açar,

Tabip hastayı muayene eder.

 

Muayene ile tanı teşhis koyar,

Hastalığa göre reçete yazar.

 

Hasta verilen acı ilacı içer,

Bütün sıkıntısı hemen geçer.

 

Fani olan dünyadaki hastalıkta,

Halin için tabip ararsın da.

 

Baki âlem için çıktığın yolculukta,

Kalbin marazla dolu olduğu halde.

 

Neden aramazsın Gönlünün Tabibi’ni,

Hastalığının şifasını, derdinin dermanını.

 

Uyan zalim nefsim uyan gafletten,

Kurtar sen de kendini şu zulmetten.

 

Haydi, kalk ve bir Ulu Tabip bul,

Manevi dertlerinden O’nunla kurtul.

 

Mürşid-i Kamiller gönüllerin tabibidir,

Allah’ın sevgilisi, Peygamber’in habibidir.

 

Var git sen de şimdi O’nun yanına,

Yoklukla teslim ol kapan ayağına.

 

Bütün bildiklerini O’na ver gidince,

Seni senden alır Mübarek hemence.

 

Senin adeta manevi filmini çeker,

Gönlüne sevgiyi, ilahi aşkı eker.

 

Gönlü marazla dolu olan kişi için,

Gönüller Tabibi koyar teşhisin.

 

Her hasta ruhun farklıdır hali,

Herkes için farklıdır Mürşid’in kali.

 

Hasta sayısı kadar vardır tasarruf,

Hepsinin ahvali Mürşid’ce maruf.

 

Bazı haller herkes için müşterek,

Müride yokluk ve teslimiyet gerek.

 

Mürşid-i Kamil yazar sana reçeteyi,

En kısa yoldan vuslat O’nun dileği.

 

Salik uygularsa reçetenin gereğini,

En çabuk yoldan bulur Sevdiğini.

 

Belki acıdır verilen ilacı içmek,

Nefse zor gelir dünyadan geçmek.

 

Şifa yalnız sana verilen ilacı içmekte,

Bu yolda bildiğin cüz’ünden geçmekte.

 

Her işin başı tabii ki sabırdır,

Sabrın başı ise yok olmaktır.

 

Yok olana hiçbir zaman taş değmez,

Mürşid’e bağlananı dünya eğmez.

 

Mevlana Halid-i Bağdadi cihanın kutbu idi,

İlim deryası, âlimlerin eşsiz hatibi idi.

 

Bilinmez, belki kaç gece uyumadı,

Yatsı abdesti ile sabah namazı kıldı.

 

Derin tefekkürü O’nu uyutmadı,

Bu hal üzere iken huzuru bulamadı.

 

Geceler boyu uzun uzun düşündü,

İçindeki hali ile manevi arayışa düştü.

 

Hindistan’a git diyordu gönlündeki ses,

Geçiyor işte bak ömürdeki sayılı nefes.

 

Mübarek Efendim içindeki sese uydu,

Şah-ı Dehlevi’nin ateş-i aşkına vuruldu.

 

Bıraktı arkada tüm âleme eş şöhreti,

Vahdet dururken neylesin kesreti.

 

Çok uzun yollara salik oldu,

Bu yolda sıkıntılara talip oldu.

 

Tam bir yılda vardı Hindistan’a,

Artık gelmişti büyük gülistana.

 

Onca yolu aşıp gelen Mübarek,

Canı gönülden hem de isteyerek.

 

Göremedi bile önce Mürşid’in yüzünü,

Ama dinledi hemen emrini sözünü.

İlimde kutup olan bu Zatın yeni görevi,

Helâlardaki necaseti temizlemekti.

 

Hiç tereddüt dahi asla etmedi,

Canı gönülden ‘Lebbeyk’ dedi.

 

Aylarca hiç gocunmadan çalıştı,

Nefsini yok etmeye böylece alıştı.

 

Bir gün malum işini yaparken,

İçine bir vesvese geldi birden.

 

Ey Halid, âlimlerin kutbuydun,

Ne işin var burada sen bu muydun.

 

Hemen Allah’a sığındı nefsinden,

Şeytanların vesvesesiyle şerrinden.

 

Dedi ki nefsine O Büyük Zat:

‘Ey nefsim, kendini uçurumdan at.’

 

‘Bir daha kendini büyük görürsen,

Sakalınla bu pislikleri süpürürsün.’

 

Bir de baktı ki Şah-ı Dehlevi,

Sönüverdi Pir’in izzeti nefs alevi.

 

Melekler Pir’in kovalarını taşıdı,

Görebilenler hayretle şaştı, kaldı.

 

İşte o an tamam oldu Pir’in eğitimi,

Mürşid’i O’nu böylece eriştirdi.

 

Hemen çağırdı Mübareği yanına,

Kokladı O’nu, bastı manevi bağrına.

 

Şah-ı Dehlevi Silsilede emaneti O’na verdi,

Mevlana Halid böylece Rabbine erdi.

 

Otuz beş yaşında başladı manevi irşada,

Nebi gibi altmış üçünde kavuştu Rabbine.

 

Nefsini bu yolda yenmeyen, vuslata asla eremez,

Kendi cüz’ünden geçmeyen, kalpten kiri silemez.

 

Nice büyük zatlar bu dünyada,

Nefsine aldandı, helak oldu bir anda.

 

Gel nefsim, şimdi sen de arın kesretten,

Zarar gelmedi hiç kimseye vahdetten.

 

Gel biz de gidelim şimdi Gönüllerin Tabibi’ne,

Hastalıklarımıza şifa bulalım, erelim velayete.

Reklamlar